Yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yönetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2014 Pazar

İsletmenin Amacları, Üretim ve Yönetim

Ekonomik Olaylar
İnsan ihtiyaçlarının karşılanması
Para ile ölçülmesi

Rasyonel Davranış
Otomobil satın alma (Ekonomiktir, Rasyonel değildir)
Ev satın alma (Ekonomiktir ve Rasyoneldir.)

Ekonomi Dışı Olay
İnsan ihtiyaçlarının karşılanması
Yeryüzünde bol miktarda olması (Oksijen, savunma, güvenlik, Kızılay)

İşletmenin Amaçları
AGenel Amaçlar
1. Kâr sağlama amacı
2. Sosyal sorumluluk (Topluma hizmet)

İşletmelerin Sorumlulukları
Devlete karşı
Topluma karşı
Ortaklarına karşı
Çalışanlarına karşı
Çevreye karşı
Toplumda yer alan kurumlara karşı
Rakiplerine karşı
Uluslararası sorumluluklar
3. Varlığını sürdürme ve büyüme amacı

BÖzel Amaçlar
1. Daha kaliteli ve / veya ucuz mal ve hizmet sunma
2. Çalışanlara iyi ücret verme ve çalışma şartlarını iyileştirme
3. Yönetici yetiştirme ve çalışanları eğitme
4. Sürekli istihdam yaratma


Üretim

Üretim Faktörleri (5M)
1. Material (Doğal Kaynaklar)
2. Manpower – (Emek) İnsan Kaynakları
3. Money Machine (Sermaye)
4. Method (Yöntem)
5. Management (Yönetim ‐ Girişimci)

Üretim Faktörleri Kazançları
Doğal Kaynaklar: Kira
Emek : Ücret
Sermaye : Faiz
Girişimci : Kâr

Net Katma Değer:
Ücret+Faiz+Kira+Kar

İmtiyaz:
Hak ve çıkarların özel kişi veya kurumlara verilmesidir. Petrol, makine, elektronik

Patent :
Üretim yöntemi (yenilik) bulan kişiye verilen tescil edilmiş imtiyaz.

Telif Hakkı:
İlim, edebiyat, güzel sanatlar üzerindeki patent

Know-How:
Üretim yöntemi (yenilik), Gizli formül,  Bilgi birikimi (Kullanma imtiyazı)

Yönetim

  
Girişimci ile Yönetici aynı şeyi ifade eden kavramlar mıdır?

Girişimci;
Üretim faktörlerini, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak için tedarik eden ve uygun şekilde birleştiren kimsedir.
Kâr amacı güder ve risk alır.
İyi bir girişimci olmak için eğitim almış olma şartı yoktur.


Yönetici;
Kâr ve riski başkalarına ait olmak üzere, üretim faktörlerini tedarik ederek, mal veya hizmet üretimi için yöneten kişidir.
İyi bir yönetici olmak, iyi bir girişimci olmayı gerektirmez.
İyi bir yönetici olmada eğitimin rolü büyüktür.

Başarılı Girişimcilerin Özellikleri
1. İçsel Kontrol
2. Enerjisinin Çok Olması
3. Başarma İhtiyacı
4. Belirsizliğe Katlanma
5. Zamana Karşı Duyarlı Olma
6. Kendine Güven
7. Kendi Kendinin Patronu Olma
8. Yaratıcılık
9. Optimizm
10. Vizyon Sahibi Olma

23 Haziran 2014 Pazartesi

Yenilik Yönetimi

 •İnovasyon veya yenilik nedir?
•Dilimizde inovasyonun; yenilik, yenileşim, teceddüt şeklinde karşılığı bulunmaktadır.
•Yenilik bir örgütte ortaya çıkan bir fikir olabileceği gibi, belirli bir üretim süreci ya da nihai kullanıcıya ulaşacak bir ürün ya da hizmet olabilir.
•Yenilik tanımlamalarına bakıldığında görülmektedir ki; değişim oluşturan çalışmaların bütünü kapsayan bir kavram ortaya çıkmaktadır.
•Yenilik; ekonomik bir etki üretmesi de dahil olmak üzere tasarımdan, uygulamasına, üretimden fikri planda düşüncelerin geliştirilmesine kadar olan aşamaları içeren ve yönetilmesi kritik önem arzeden bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.
•Yenilik ya da yenileşim, sadece teknik ya da teknolojik bir devrim getiren gelişme değildir.
•Yenilik, ticari örgütlerde somut ekonomik katkısının vurgulandığı bir kavramdır.
•Örgütlerde yenilik aşağıda belirtilen kavramlar bağlamında düşünülen bir süreçtir:
–Bilgi ve öğrenme
–Teknoloji
–İcat
–İnovasyon
–Ürün veya hizmet geliştirme
–Belirsizlik


ÖRGÜTLERDE YENİLİKTE HEDEFLER
•Örgütlerde neden yenilik yapılır?
•İnovasyonun ve yenilenmenin başlıca hedeflerini şöyle sıralayabiliriz:
–Örgüte rekabetçi avantaj sağlamak
–Örgütün pazar paylarını güçlendirmek
–Yeni ürünlerin piyasaya sürülmesini sağlamak
–Büyüme fırsatları oluşturmak
–Örgütün kârını artırmak

İCAT VE YENİLİK KAVRAMLARI NEREDE AYRIŞIR?
•Bu iki kavramın farklılaştığı, Schumpeter’in yazılarında görmekteyiz.
•Schumpeter, icat, inovasyon ve difüzyon üçlemesinden bahsederek nüansları dile getirir.
•Bu üç sürecin belki de birbiriyle ilintili ve devamı mahiyetinde olduğunu söyler.
İCAT
•Yeni fikirler eksenindeki çalışmalar sonucunda, daha önce örneği olmayan bir ürünün prototip olarak ilk defa ortaya çıkmasıdır. Bu süreci takip eden ekonomik boyutu icat kavramı dışında kalmaktadır.
•İcat, yeni bir ürün ya da süreç ya da bilgi olabilir.
•Girişimcilik faaliyetleri ile bir örgüt çerçevesinde yeni bir ürünün üretilerek, pazardaki talebe sunulmasının ve bir ekonomik değere ulaşmasının ön şartı olarak tanımlanabilir.

YENİLİK VE İNOVASYON
•Ekonomik hayatta yapılan hizmet veya ürün üretimi gibi faaliyetleri farklı bir şekilde yapmak olarak tanımlanmıştır.
•Bir çok örnekte bilimsel bir altyapıya dayalı inovasyon görsek de yenilik; olağandışı bir bilimsel özgünlüğe dayalı olmak zorunda değildir.
•İcatsız yenilik mümkündür ve icat her halükarda yenilik getirmeyebilir.
•Ticari bir işlem vasıtasıyla ekonomik bir etki bırakan ürün, hizmet, ya da süreçleri içerir.
•Farklı ve değişik şekillerde ortaya konulan nihai olgunun pazarda kendine yer bulması ve piyasada değer üretmesi söz konusudur.

YENİLİK YÖNETİMİ EKSENİNDE
•Öncelikle, yenilik yönetimi örgütte temel teşkil etmesi gereken bir olgudur.
•Üretilen ürün ya da hizmetlerin bütününü alakadar eden bir meseledir.
•Başlıca hususiyetleri aşağıdaki şekilde zikredilebilir:
–Uzun dönem planlarında dahil edilmesi gereken bir süreçtir.
–Devamlılığı önem arz etmektedir.
–Belirsizlik ve karmaşıklıkla uğraşmaktadır.

İNOVASYONDA DÖRT UNSUR (Ü-S-K-P)
•Ürün yeniliği (Product)
•Süreç yeniliği (Process)
•Konumlandırma yeniliği (Positioning)
Paradigma yeniliği


RADİKAL YENİLİĞİN ÖZELLİKLERİ
•Ciddi talepte bulunan müşterileri ve güçlü bir pazar potansiyeli vardır.
•Eski teknolojideki gelişmelerin azaldığı gözlenir, ve eski-yeni teknolojiler arasında bir kısım mücadeleler olabilir.
•Yeni teknolojide hızlı ilerlemeler söz konusudur.
YENİLİK BİLGİSİ VE ÜRÜNLER UZAYI
•Yenilikçi bilgilerin, üç farklı boyutta –kodlanabilmesi, açıklanma seviyesi, mülkiyet hakları- derecelendirilmesi ile oluşturulur.
•Böylece bazı özel ürünlerin (bu ürünler bilgi, patent, makale gibi yenilikçi enformasyonlar içerebilir) sınıflandırılmasını sağlar.
•Aynı şekilde üç boyutta grafiksel bir tasvir ile ürünler konumlandırılabilmektedir.

2- MÜLKİYET HAKKI
•Şahsi özel hak sahipliği (şahsi) ya da kamu/umumi hak sahipliği durumu göre bilgi farklılaştırılabilir.
Telif hakkı, patentler, ticaret sırlarını içeren bilgiler özel mülkiyet kapsamındadır. Paylaşımı ve kullanımı özel mülkiyetin vereceği bir karardır.
•Diğer taraftan paylaşılan tecrübelerin, yayınlanan bilimsel makalelerin kullanımı, erişimi kamuya ait bir hak olarak ifade edilebilir.

3- YAYMA VEYA AÇIKLAMA SEVİYESİ
•Bu düzeyin iki ucunu, bilgiye erişimin kısıtlı veya tamamen açık olması olarak tanımlayabiliriz.
•Bilimsel makaleler, telif hakları, patentler hakkında bilgi edinme işlemleri belirli devlet organları ya da özel kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla, bir yönüyle bu bilgilere ulaşmak mümkündür ve kamuoyuyla paylaşılır.
•Diğer taraftan, bazı tecrübelerin, ticari ya da mesleki uzmanlığın, ya da sırların paylaşılması söz konusu değildir ve erişimi kısıtlıdır.
•Zamanla farklı yenilik yönetim süreçleri geliştirilmiştir. Bu farklı süreçler içinde bulunduğu dönemin şartları bağlamında önem arz etmiştir.
•1950 -1960 ‘larda yaşanan teknolojik değişim ve transformasyonlar sayesinde mühendislik teknik ve metotlarında gelişmeler yaşanmıştır.
•Üretim endüstrisinde, bu gelişmelere dayanan teknoloji tabanlı yenilik yönetim modeli geliştirilmiştir. Buna 1. jenerasyon yenilik yönetimi süreci diyoruz.

YENİLİK YÖNETİMİ SÜREÇLERİ
•1960-1970’lerde öne çıkan ve hareket ettirici faktör piyasadan gelen güçlü taleplerdi. Dolayısıyla talep tabanlı doğrusal bir yenilik yönetim süreci geliştirilmiştir.
•Pazardan kaynaklanan talebin ortaya çıkardığı çekim gücü ile 2. jenerasyon yenilik yönetimi ortaya çıkmıştır.
•Akabindeki zamanlarda (3. jenerasyon), farklı departmanların birlikte ve eşlenikle çalışmasıyla inovasyon ve yenilik süreci yönetilmeye çalışılmıştır.
•4. jenerasyon yenilik yönetiminde öne çıkan yeni ürün geliştirilmesi için üretim süreçlerin yeniden ele alınması ve tekrar icat edilmesi vurgulanmıştır.
•5. jenerasyon yenilik yönetiminde Pazar aktörlerinin tamamını içine alacak bir bakış açısıyla farklı paydaşların katkılarını, talep ve görüşlerini değerlendirebilecek bir anlayış ortaya konmuştur.
•6. jenerasyonda ise yenilik yönetiminin esası olarak soyut varlıkların öne çıktığı, örgütsel öğrenme gibi dinamiklerin önemli oranda kapasite oluşturduğu görülmektedir. Bu dinamiklerin ise sahip olunan bilgiyi ekonomik bir değeri olan bir inovasyona dönüştürebileceği belirtilmiştir.






5. Jenerasyon Yenilik Yönetimi
Bütüncül Üretim Yönetimi Süreci
•Bu süreçte, dış bilgi kaynaklarıyla örgütün ilişkili olması esastır.
•Çünkü örgütler sadece kendi bilgi depoları ile, çevreden soyutlanarak yenilik yapamazlar.
•Örgüt ağlarına vurgulama yaparak bağlantıların kuvvetli olması önemlidir.
•Ar-Ge’ye önem verilmesinin yanında, bilgi ve iletişim teknolojilerine de kaynak ayrılması gerekmektedir.


6. Jenerasyon Yenilik Yönetimi
Bilgi ve Öğrenme Eksenli Yenilik Yönetimi
•En hızlı yenilik üretebilen kurumlar, bilgiyi en hızlı öğrenebilen öğrenen örgütlerdir.
•Bilgiyi kullanabilme ve bilgiden istifade edebilme rekabetçi bir avantaj oluşturabilir. Yoksa bilginin salt sahipliği bir getiri üretmez.
•Bilgiyi ekonomik bir etki yapabilecek ve değer ortaya çıkarabilecek olan faktör örgütün sahip olduğu soyut varlıklardır. Kapasite ve temel yeterlilikler bu kapsamdadır. Diğer teknik olarak nitelendirilebilecek kaynaklar şunlardır: personel, para, ekipman vs.


Koşul Bağımlılık Kuramı

•Klasik anlayışta bilimsel metotlar ve ilkeler örgüt yapısında azami öneme haizdir.
•Aynı şekilde klasik anlayışta örgüt yapısı için önerilen dayanak noktaları önemli oranda belirleyicidir.
•Koşul Bağımlılık kuramı, Klasik yaklaşımların tek ve geçerli yol olarak sundukları önermelere eleştirel olarak bakmaktadır.
•Koşul Bağımlılık kuramı, örgütlerde yapı veya sistem olarak «hepsine uyan bir tek beden» (one size fits all) anlayışının tersine, örgütün içinde bulunduğu çevre ile olan ilişkisine, teknolojiye, büyüklüğe ve örgüt stratejisi ile olan ilişkilerin örgüt yapısını belirlediğini ifade etmiştir.

•Sistem anlayışı, örgütlerin kapalı bir kutu olmadığı ve dolayısıyla girdi – çıktıları ile ve faaliyetleri ile çevre ile güçlü bir irtibat içinde olduğunu varsayar.
•Çevresel ve bazı diğer etkenlerin sabit olmadığı ve dolayısıyla değişikliklere örgütün cevap vermesi gerektiği önemlidir.
•Bu amillere örgütün cevap vermesi örgütsel tasarımda yapılan-yapılacak olan düzenlemeler ve hizalamardır.
•Çünkü önemli oranda örgütün başarısı bu kapsamda irdelenen faktörlerle kurumun beraber bir harmoni ve ahenk içerisinde bulunmasına vabestedir.
•Verimlilik, karlılık, büyüme, etkinlilik gibi geleneksel performans göstergelerinin belirleyiciliğinin yanında örgüt içi ve dışı farklı amillerin varlığı ve önemi bu kuramla gösterilmiştir.
•Örgütlerde, günün sonunda örgüt performansı önemli olduğu düşünülen göstergelerden biridir, belki birincisidir.
•Örgüt yapısı ile performans ilişkisi ise birçok araştırmalar ile ortaya konmuştur.
•Örgüt yapısındaki farklılıklar performansı direkt olarak etkileyebilmektedir.
•Dolayısıyla yüksek organizasyon performansı hedef alınırken, buna ulaştıracak olan farklı etmenlerle uyum içerisinde olacak özgün bir örgüt yapısı esas alınacaktır.

Koşul Bağımlılık Kuramının Temel Esasları
•Koşul bağımlılık kuramının dayanak noktalarını oluşturan önermelerden ilki; örgütleri yapılandırmada bir çok yol mevcuttur.
•Örgütlenmede biçimselleşme, hiyerarşi, standartlaşma, merkezileşme gibi farklı kavramların uygulanmasında örgütlerde farklılıklar söz konusudur ve bu farklılıklar örgütün bulunduğu piyasa, kullandığı teknoloji, çevresel faktörlerin değişim hızı gibi diğer amillerle ilişki içerisindedir.
•Örneğin, bir örgütteki iş pozisyonunun ne seviyede belirli formüllere istinad edeceği ve yapılacak işlerin kurallarla ayrıntılı bir şekilde ya da genel hatlarıyla belirleneceği bir örgütlenme kararıdır.
•Bu gibi örgütsel tasarım kararlarının verilmesi gayet mümkündür ve bir çok diğer etmenlerle kombinasyonları ve birleşik etkiler örgütün faaliyetlerindeki etkinliği ve verimliliği etkileyebilmektedir.

•İkinci olarak; her bir yapılandırma yolunun farklı performans seviyeleri gösterebilmektedir. Dolayısıyla, örgüt yapısındaki değişiklikler farklı oranlarda performans katkısı (ya da düşüşü) ortaya çıkarabilirler.
•Örgütsel dizaynda ele alınacak olan kavramlar (uzmanlaşma, bürokratikleşme vb.) örgütte farklılaşmış performans çıktıları oluşturmaktadır.
•Özellikle büyük ölçekteki kurum ve kuruluşlarda merkezileşmenin ciddi oranda koordinasyon yükünü azaltabildiği dolayısıyla çalışanların güdümünde ve karar almada kolaylık sağlandığı söylenebilir.
•Diğer taraftan çevresel faktörlerde hızlı değişimin ve belirsizliğin olduğu kurum ve kuruluşlarda, bu değişime daha kolay tepki verecek birimlerin bulunması ve merkezi sistemden ayrı bir şekilde örgütlenmesi önem arzetmektedir.

•Üçüncü olarak; örgütlenmenin ve örgüt tasarımının en uygun yolu koşul-bağımlılık çerçevesinde önem arz eden etmenlerle örgütün uyum içerisinde olmasıdır.
•Bu etmenlerle örgütsel tasarımın uyum içerisinde olması için yönetimin efor sarfetmesi gerekmektedir.
•Bütün etmenlerin örgüt yapısı ile tam ve mükemmel bir uyum ve bağdaşma göstermesi mümkün olmayabilir.
•Farklı etmenlerin gerektirdiği şekilde yapılanmalar bazen birbirinin aksi istikametinde olabilmektedir. Bu durumlarda uyum seviyeleri ve başarı seviyeleri karşılaştırılarak, en iyi uyumun seçilmesi gerekmektedir.

Koşul Bağımlılık Kuramı Kavramları
1.Biçimselleşme: Organizasyondaki pozisyon ve konumların belirlenmesi ve ifade edilmesini kapsar.
•Bu kavramın organizasyondaki insanlardan ve insan ilişkilerinden ziyade; pozisyon, ofis, ve rol tanımlarının yapılmasını ve bu biçimlendirmenin örgütlenmenin bir yönü olarak bütün kurumda uygulanmasını içerir.
•İlgili pozisyon ve ofisler için, kuralların ve prosedürlerin belirlenmesi ve bir kısım el kitaplarında bu çerçevenin yazılarak belirlenmesini kapsamaktadır.
•Bir kurum veya kuruluştaki normlar, değerler ve davranışlar da formel bir yapıda sunulabilir. Bunun yanında yazılmamış ama, belirli bir makamdan ya da ofisden, ya da pozisyondan beklenen tavır ve davranışlar da bir örgütün formel yapısıyla ilgilidir.

2.Bürokratikleşme: Organizasyonun faaliyetlerini idarı açıdan bireylere ne kadar yük düşmeşi ve idari işlerin yoğunluğunu ifade eder.
•Bürokratik bir organizasyonda işlerin devamı belli süreçlere (yazışmalar, otorite veya yetki kullanımı vb.) bağlıdır.
•Bürokratik bir organizasyonda süreçler bazen sonuçlar kadar önemli olabilir ve bazı handikaplara sebebiyet verebilmektedir (yazışmaların uzaması, kural yığınları vb.).
•Bürokratik bir kurumda işlerin yürütülmesi bu süreçler vesilesiyle gerçekleştiği için kişiler-üstü bir seviyede veya ortamda gerçekleşir. Dolayısıyla, her bir bireyin eşit şartlar altında çalışmasının sağlanması, örgüt-dış çevre ilişkilerindede insan-ilişkilerinin (arkadaşlık, politik oryantasyon vb.) yanlı sonuçlar doğurmasını önleyebilmektedir.

3.Hiyerarşi: Organizasyonlarda çalışanların üst – alt, amir-memur şeklinde ilişkilendirilmelerini ve birbirlerine karşı duruşlarını tanımlayarak ifade eder.
•Organizayon şeması daha çok piramit tarzı bir şekilde ve en tepeden aşağı doğru bir emir-komuta zinciri vardır.
•Her bir fonksyionel alan için belirli bir üst düzey yönetici vardır ve ona bağlı olarak alt fonksiyonları idare eden ikincil derecede yöneticiler bulunmaktadır.
•Yukarıdaki pozisyonlar diğerlerine nazaran üstünlük ve otorite sahibidiler.
•Organizasyon şemasının daha yatay olduğu otomasyon ile insan gücü yerine makine kullanımının yaygınlaştığı teknoloji odaklı modern örgütlerde ise düşük seviyede hiyerarşik yapı görülmektedir.

4.Merkezileşme: Karar alma mekanizmasının organizasyonun belirli üst makamlarda toplanmış olmasını ifade eder.
•Örneğin, merkezileşmiş bir organizasyonda, yönetsel kararların mercii, hiyerarşideki üst düzey yöneticilerin bulunduğu ofisler olarak söylenebilir. Böyle bir kurumda daha çok yukarıdan gündem olarak gelen konuların uygulanması mevzu bahistir.
•Diğer taraftan, merkezileşmenin daha az olduğu ve karar verme mekanizmalarının örgütün bir çok organında müstakilen yapılabildiği kurumlarda birimler kendi kararları doğrultusunda uygulama yapabilirler.

5.Standartlaşma: Organizasyondaki her bir çalışanın yapacağı işlerin ve görevlerin belirlenmiş olması ve bunların bir kısım kurallara tabi olarak icra edilmesini içerir.
6.Uzmanlaşma: Organizasyona bütün olarak bakıldığında bir kısım faaliyetlerin belli bölümlerde yapılması, iş birimlerinin oluşturulması ve bu birimlerin bir diğerinin görev alanına girmemesi şeklinde tanımlanabilir.
•Standartlaşma kavramını bireysel düzeyde iş tanımı, görevler ve sorumluluklar çerçevesinde ele alırken, uzmanlaşmada daha çok birbirleri ile yakın görevleri bulunan çalışanların belirli bir çatı (departman, birim, ofis vs. –Örneğin: Proje ofisi) altında bulunmaları ve örgütün bütününde benzer yapılanmanın olması olarak söyleyebiliriz.

Önemli not:
Kuram kapsamında bahsedilen ve yukarıda işlenen kavramların (biçimselleşme, bürokratikleşme, hiyerarşi, merkezileşme, standartlaşma, ve uzmanlaşma) bazılarının birbirleriye benzer unsurları içerdiği ve örtüştüğü noktalar olabilir.
Kavramların belirli bir örgüt bağlamında incelenmesinde analiz düzeyinin açıklanmasıyla daha net ve temkinli çözümlemeler yapılabilir.
Bu bağlamda yapılan tanımların bilgi verme amaçlı olduğu ve bunun yanında her örgütte uygulanabilirliğinin sorgulanması ve dikkate alınması gerekmektedir.

7.Organizasyonun büyüklüğü: Örgütün ekonomik göstergeler olarak activite büyüklüğü, çalışan sayısı, varlıkları, veya faaliyetlerin ölçeği olarak değerlendirilebilir.
•Bir organizasyonunu büyüklüğü konusunda tek bir göstergenin ele alınarak değerlendirilmesi yanlış sonuçlar doğurabilir. Örneğin, çalışan sayısının çok az ancak şirket değerinin çok büyük olduğu bilişim şirketleri bu kapsamda ifade edilebilir. Diğer taraftan katma değeri göreceli olarak küçük olan çok çalışanlı kurumların da büyüklüğünün ölçülmesinde çok-faktörlü yaklaşım önem arz etmektedir.

8.Organizasyonun kullandığı teknoloji: Örgüt faaliyetlerini devam ettirirken üretim sürecinde, koordinasyonda veya genel hizmet sunumlarında istimal ettiği teknolojik ekipmanlar ve altyapıların tümünü ifade eder.
•Aynı şekilde, üretim perspektifindan bakıldığında organizasyonun ham maddeleri temin etmesinden ürünün tüketiciye intikal edeceği son haline gelinceye kadar ki süreçlerde kullanılan araçlar, makine, teçhizat unsurlarını da ihtiva etmektedir.
•Teknolojinin sadece içsel bir değişken olarak ele alınmaması gerektiği ve gerçekte organizasyon ile çevre arasında bir köprü fonksiyonu da icra ettiği söylenebilir.

9.Organizasyonun çevresi: Organizasyonun bütün olarak bulunduğu sektör, endüstri kolu, ve genel manada ekonomik sistem bu kapsamda ele alınabilir.
•Özelde ise, organizasyonun üretim operasyonları bağlamında hammadde temininde, girdilerinin tedarikinde ve ürün ya da hizmetlerin son kullanıcıya ve tüketiciye sunulmasında etkileşime geçilen firmalar, tedarikçiler, devlet kurum ve kuruluşları, dağıtım ve pazarlama şirketleri, ve rakipleri kapsayan ortam olarak tanımlanabilir.
•Çevre ile örgüt ilişkisi bağlamında öne çıkan bir mesele şudur: Çevrenin değişkenliği ve belirsizliği. Çevresel faktörlerinin değişimindeki hız veya öngörülememe gibi faktörler organizasyon dizaynında yanıt bularak örgütün bun etmenlere adapte olması yönetsel açıdan önem arz etmektedir.

10.Etmenler ile organizasyon dizaynının örtüşmesi (uyumu): Örgütlenmenin ve çevresel ve diğer amiller arasındaki ilişkiyi düzenleyen uygunluk ve örtüşme kurumsal performansı belirlemektedir. Bu anlayış temelde, Koşul Bağımlılık kuramının özünü oluşturmaktadır.
•Koşul Bağımlılık etmenleri ile örgüt yapısının bileşenleri değişik seviyelerde uyum göstermekte ve belirli bir etmen ile uyum arayışı başka etmenlerle uyumsuzluk sonucu hasıl edebilmektedir.
•Böyle durumlarda uyumlar arası karşılaştırma ve yüksek seviyedeki uyumun diğer örtüşmelere tercih edilmesi gerekebilir.

Mekanik ve Organik Örgüt Yapısı
•Örgütlerin yapısını mekanik veya organik olarak iki sınıfta değerlendirebiliriz.
Burns ve Stalker çalışmalarını ağır sanayi, elektronik ve tekstil sektörlerindeki örgütleri kurumsal yapılarını incelenmesini kapsamıştır.
•Araştırma sonucunda yapmış oldukları örgüt yapısı sınıflandırmasına görgül destek bulunmuştur.
•Çevresel faktörlerin büyük oranda belirli ve öngörülebilir olduğu durumlarda mekanik bir örgüt yapısının yüksek performans gösterdiği tespit edilmiştir.
•Diğer taraftan, belirsizliğin ve öngörülememezliğin hakim olduğu durumlarda organik yapı daha öne çıkmaktadır.

Mekanik yapıda olan kurumlarda aşağıdaki örgütlenme özellikleri saptanmıştır:
•Klasik anlayışın hakim olduğu örgüt tipidir.
•Görevler ve iş tanımları net olarak tanımlanmıştır.
•Yoğun bir biçimsellenme örgüt içerisinde görülmektedir.
•Kararların alınması örgüt belirli makamlarında ve birimlerinde toplanmıştır. Dolayısıyla yüksek seviyede merkezileşme söz konusudur.
•Hiyerarşik bir yapıda olan ve emir komuta zincirinin etkin olduğu kurumlardır.

Organik yapıda olan kurumlarda aşağıdaki örgütlenme özellikleri saptanmıştır:
•Neoklasik ve modern anlayışın hakim olduğu örgüt tipidir.
•Görevler ve iş tanımları çok net sınırlar ile belirlenmemiştir.
•İşlevlerde esneklikler söz konusudur.
•Kısıtlı bir biçimselleşme görülmektedir.
•Çalışanların karar alma yetkileri nisbeten fazladır.

Teknoloji Eksenli Örgütlenme
•Örgütlerin kullandıkları genel anlamda teknolojisi ile ilgili bir sınıflandırma çalışması yapılmıştır.
Thompson ‘ın yaptığı araştırma ile üç farklı örgütsel teknolojiden bahsedilebilir.
•Teknolojilerin Aracı, Bağlı ve Yoğun olarak sınıflandırılması ile örgütlerin bu sınıflar arasında belirli yapılarda farklılaştığı görülmektedir.

Aracı Teknoloji sınıfındaki örgütler;
•Faaliyet olarak aracılık yaptıkları ve birden fazla ilgi grubunu bir araya getirerek buluşturduklar kurumlardır.
•Bir finansal kuruluşun (banka, sigorta şirketi vb.) fon fazlası olan hanesahibi veya işletmelerden, fon eksiği olan birimlere fon transferini sağlaması örnek olarak verilebilir.
•Böyle bir kuruluşta alt birimlerden gelen destekler örgütün bütünü ile alakalı olabilir ve dolaylı olarak departmanlar arasında bağımlılık vardır.
•Mekanik örgüt yapısı daha baskındır.

Bağlı Teknoloji sınıfındaki örgütler;
•Örgüt içerisindeki süreçlerin ya da işlerin ardı sıra gelmesiyle faaliyetlerini yürüten kurumlardır. 
•Takip eden sürecin ya da işin başlaması için bir önceki sürecin tamamlanması gerektiğinden birimler sıralı olarak birbirlerine bağımlı olarak tarif edilirler.
•Geleneksel seri üretim hattı, tezgah üzeri imalat veya montaj ile üretim yapan örgütler (kimyasal fabrikalar, otomobil üretimi vb.) örnek verilebilir.
•Mekanik ve organik örgüt yapısından örnekler görülebilir.

Yoğun Teknoloji sınıfındaki örgütler;
•Bu tarz kurumlarda kullanılan teknoloji ve birimlerin sağladığı bilgi veya destek, her bir çalışan için bir girdi olabilmekte ve diğer birimlerin destekleri ve çıktıları, geribildirim olarak kullanılabilmektedir.
•Uzmanlıkların havuza konularak birleştirildiği ve ekip olarak çalışılan kurumlardır. Bu örgütlerde çıktı olarak çok özgün bir ürün ya da hizmet ortaya çıkmaktadır.
•Dolayısıyla birimler arasında döngüsel karşılıklı bağımlılık söz konusudur.
•Ar-Ge ofisleri, proje ofisleri veya hastanelerdeki tetkikler sonucu değişebilen tedavi süreçleri bu kapsamda söylenebilir.
•Organik örgüt yapısı daha çok görülmektedir.

Organizasyonun Büyüklüğüne Göre Örgütlenme
Aston araştırmaları sonucunda örgüt büyüklüğü ile örgütsel yapılar arasında belirli ilişkilerin olduğu belirtilmiştir.
•Örgütlerin yaşlandıkça daha fazla biçimselleştiği, uzmanlaştığı ve standartlaştığı gözlemlenmiştir.
•Bunun yanında büyük örgütlerin daha az merkezileştiği şeklinde beklentinin aksine bir sonuç bulunmuştur. Bunun bir sebebi olarak artan faaliyetler ve idari yükün yetki dağılımı olduğu belirtilmiştir.
•Koşul Bağımlılık açısından bir çok etmen arasında organizasyonun ölçeği, faaliyetleri, çalışan sayısı gibi büyüklük göstergelerin birincil amil olduğu vurgulanmıştır.
•Büyüme ile beraber gelen idari işlerdeki fazlalık ve yoğunluk destek birimlerdeki çalışan sayısını arttıran bir etmendir.
•Destek birimler, örgütün temel faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan ikincil derecedeki işlerin yürütülmesini sağlar.
•Örnek olarak bir üniversitenin temel faaliyeti akademik çalışmalar ve eğitim öğretim faaliyetleridir. Bunların gerçekleşmesi için öğrenci işleri, sportif faaliyetlerin koordinesi gibi birimleri destek birimler olarak ifade edilebilir.




Kaynak Bağımlılığı Kuramı

• Hayatın idamesi için bireysel olarak tükettiğimiz bir kısım ürünler ya da hizmetler bulunmaktadır. Bunların tüketimini birer ihtiyaç bağlamında tanımlayabiliriz.
 • Gereksinimlerin hayata dair bir kaynak hükmünde olduğu bakış açısı, bu kuramı tanımlamada kullanacağımız bir benzetme olarak düşünülebilir.
 • İşletmelerin işlevlerine ve üretimlerine devam etmeleri bir kısım girdilerin bulunmasına vabestedir.

• Bir işletmede girdiler envai çeşit hammaddelerden olabileceği gibi (çelik, petrol vb.) insan kaynağı gibi varlıklar da ürün ve hizmet üretimlerinde kullanılmaktadır.
 • Bir örgütte, değer üretebilen varlıklar kapsamında teknoloji, insan kaynağı, teçhizat, ekipman gibi unsurlar sayılabilir.
 • Örgüt içerisindeki varlıkların düzenlenmesi, planlanması, koordinasyonu, denetiminin yanında ilk planda örgüte çevreden alınması ve entegre edilmesi kaynak temini kapsamındadır.
• İşletmelerdeki bu ve benzeri girdilerin temin ve tedariğinde kaynakların hususiyetleri önem arz etmektedir.
 • Kaynağın mevcudiyeti ve bazı özellikleri çevresel faktörler tarafından belirlenmekte ve kontrol edilmektedir.
 • İlgili kaynakların tedariğinde kaynakların kıtlığı, azlığı, stratejik öneme sahip olması, ve örgütün diğer örgütlerle olan ilişkileri sebebiyle işletmeler problem yaşayabilmektedir.
 • Bu kapsamdaki sorunlara Kaynak Bağımlılığı kuramı cevap aramaktadır.
Kaynak Bağımlılığı Kuramı Kavramları
KAYNAK
• Bir örgütün piyasada ürün ya da hizmet üretimi operasyonları için gerekli olan tüm girdiler olarak ifade edilebilir. Örneğin; insan kaynağı, teknoloji, enformasyon, maddesel girdiler, fonlar, müşteri dilimi vb.
 • Kaynak tanımlamasında kullanılan hususiyetler olarak, «Bütün faaliyetlerinde bu kaynağın payı nedir?» ve «Bu kaynak ne kadar kritiktir?» sorularına cevap verilmesi gerekmektedir.
KAYNAKLARIN ÖZELLİKLERİ
D E T İ
(değer, enderlik, taklit edilememesi, ikamesinin olmayışı)

ÖZERKLİK
• Bir piyasada faaliyet gösteren bir firmanın gerek duyduğu kaynak teminini büyük oranda ve sürdürülebilir olarak devam ettirebilmesi olarak ifade edilebilir.
 • Bağımlılıklar ile örgütün davranışlarındaki özgürlüğün kısıtlanması durumu ortaya çıkarken örgütün kendi avantajına sonuçlar doğuracak teşebbüslerle özerkliğini desteklemesi gerekmektedir.

BAĞIMLILIK
 • Kaynak temininde yalın olarak faaliyetlerine devam edememe ve örgütün kendi kararlarına ek olarak dış faktörlerin etkileriyle sonuca ulaşabilmek olarak tanımlanabilir.
SEKTÖR YOĞUNLUĞU
 • Sektördeki ticari piyasanın kaç tane farklı firma tarafından kontrol edildiğini ifade eden bir göstergedir. Faaliyet gösteren örgüt sayısının çok olması yoğunluğun az olduğunu ifade etmektedir.

KAYNAK KITLIĞI
 • Sektör yoğunluğunun çok fazla olduğu piyasalarda kaynağa olan taleplerin fazlalığı ile birlikte kaynak kıtlığı ortaya çıkmaktadır.
Güç ve Bağımlılık Kavramları
• Bu iki kavram eksenin örgütlerin bağımlı oldukları diğer kurum ve kuruluşlarla arasındaki ilişkileri anlamaya çalışmaktayız.

• Güçlü bir örgüt bu kuramda esastır. Kaynakların kontrolünün sağlanması ve gücünü artırmayı amaçlamaktadır.

• Yüksek kontrole sahip olunduğunda bağımlılığın azalacağı dolayısıyla örgüt çevre ilişkileri stabilize edilebilecektir.
Örgüt Tanımı ve Örgüt-Çevre İlişkisi
ÖRGÜT TANIMI - 1
 • Örgüt ile alakalı faaliyetler kapsamında yer alan bütün aktörler ve paydaşlar her zaman aynı düşüncede olmayabilir.
 • Paydaşlar (hissedarlar, çalışanlar, vb.) bazı fikirleri sebebiyle örgüt yönetiminden ayrılabilir ve desteklerini çekebilirler.
 • Uzlaşmayı ön planda gören genel örgüt teorisyenlerin geleneğinden ayrılan bir perspektif sunulmuştur.
ÖRGÜT TANIMI - 2
 • Aktörlerin birbirleri ile rekabet içerisinde olduğu görüşü ortaya konulmuştur. Dolayısıyla örgüt içi güç dengesi farklı departmanlar arasında yayılabileceği gibi diğer aktörler arasında da farklılaşabilmektedirler.
 • Örgüt içi güç dengesi sebebiyle bazı departmanların yöneticilere önerilerini kabul ettirebilmeleri bu noktadaki görüşleri desteklemektedir. Dolayısıyla kararlar salt yönetim fonksiyonları değil paydaşların tercihleri hesaba katılarak yapılmaktadır.
 • Örgütler seviyesinde bakıldığında ise piyasa aktörlerinin politik tercihlerin örgütler arası ilişkilerde sahip olunan güç ya da kontrol edilen kaynaklar ekseninde şekillendiği görülmektedir.

ÖRGÜT-ÇEVRE İLİŞKİSİ
 • Geleneksel yaklaşımların bir kısmı örgütün çevresi ile alakalı faktörleri göz ardı etmiştir.
 • Belirlenimci yaklaşımlarda ise çevrenin örgüt üzerinde mutlak üstünlüğü söz konusudur. Dolayısıyla çevresel faktörlerin dikte ettirdiği bir örgütlenme ve yönetim anlayışı gelişmektedir.
 • Kaynak Bağımlılığı kuramında ise, çevre ve örgüt arasında bir ilişki söz konusudur. Bu ilişkide karşılıklı etkileşimle değişimler yaşanabilmektedir. Buna binaen denebilir ki çevrenin baskın olduğu bir perspektif yoktur. Bunun da ötesinde, örgüt içi kararlar ile çevrede değişiklikler hasıl edebilecek bir dinamik olarak, örgütte bir güç mefhumu öne çıkarılır.
Kaynak Bağımlılığını Değiştirme Teşebbüsleri
• Bu kararlar ile örgütlerde kaynak bağımlılığının getirdiği kısıtlamaların önü alınması ve işletme politikasında kararların yönlendirici rol oynaması öne çıkarılmaktadır.
• Örgüt içi kararlar ile mevcut bağımlılığın yapısını değiştirme amaçlı girişimlerde bulunulabilir.
 • Bu yaklaşımda iradeci bir anlayış hakimdir ve örgüt, içinde bulunduğu sistem veya çevreye karşı harekete geçer ve lehine sonuç getirecek bir kısım örgüt davranışları sergilemektedir.
Kaynak Bağımlılığı Kuramının Dayanak Noktaları
ÇEVRENİN ETKİSİ
 • Bir organizasyon içerisinde alınan kararlarda, çalışanların ve idarecilerin ilgi ve çıkarlarının yanında çevrenin yönlendirmesi ve baskısı da dikkate alınmaktadır.
 • Çevrede bulunan kaynakları temin edebilmek, çevresel faktörler göz önünde bulundurularak yapılabilmektedir.
 • Çevredeki belirsizlik ve kaynaklara olan bağımlılık arttıkça örgütün güç kaybetmesi söz konusu olabilmekte ve hayatını devam ettirememe riski de artmaktadır.
 • Diğer taraftan, çevredeki kaynaklara olan kontrolünün artması, diğer kurum ve kuruluşlara olan bağımlılığının azalması nispetinde güç sahibi olduğu söylenebilir.
KAYNAKLARIN TEDARİĞİ
 • Klasik anlayışta, örgüt üyelerinin örgüt içi meselelerde tek bir örgüt eksenli kararlar almakta oldukları belirtilmiştir. Örgüt içerisinde bulunan kaynak kullanımında bilimsel yaklaşımların önemi vurgulanmış ve kaynakların son ürün/hizmet üretimine geçen süreçlerdeki verimli ve etkin kullanımı prensipler çerçevesinde ortaya konulmuştur.
 • Kaynak bağımlılığı kuramında ise vurgulanan bu kaynakları işletmenin zaten uygun bir yolla kullanacağıdır. Dolayısıyla önem arz eden kısmın bu kaynakları nasıl ve nerden hangi yollarla temin edilmesidir.
 • Belli kaynaklara farklı örgütlerin talip olması ve bir rekabetin ortaya çıkacağı söylenebilir. Bu durumda kaynağın kontrol edilmesi diğer bazı örgütlerle ilişkiler geliştirmeye ve örgütleri ittifaklar oluşturmaya yöneltmektedir.
ÖRGÜT KARARLARININ GÜCÜ VE İŞ POLİTİKASI BOYUTU
 • Alınan örgüt kararları ile piyasadaki diğer örgütlerle ilişkiler, ittifaklar geliştirilebilir. Bu minvalde yapılan anlaşma ve protokoller örgüt için çevresel belirsizliğin azaltılmasını sağlamaktadır.
• İttifakların amacı kapsamında kaynak beklentisi ön plandadır.
• İttifaklarda örgütler arası bağımlılık söz konusudur. Aynı kaynaklara olan talep birliği, tedarik zincirindeki alıcı-tedarikçi ilişkisi kapsamında birinin diğerinin çıktılarının kullanması, ve örgütlerin hem girdilerinin ve çıktılarının karşılıklı olarak kullanabilmesiyle oluşan 3 çeşit ittifak söz konusudur.

Kaynak Bağımlılığı Kuramı Kapsamında İttifaklar
YATAY İTTİFAK
 • Aynı veya büyük oranda benzer kaynakların temin etmeye çalışan örgüt gruplarının oluşturabileceği bir ittifaktır.
 • Aynı tüketici dilimine hitap eden şirketler olabilir. Bu durumda rekabet düzenini bozabilen durumlar söz konusu olabilir ki hukuki boyutu olan bir mesele olarak karşılaşılabilir.
 • Örneğin, yüksek bir enformasyon altyapısı oluşturmak için ilaç şirketlerin yaptığı Ar-Ge ortaklığı/işbirliği bu kapsamda değerlendirilebilir.

DİKEY İTTİFAK
 • Bir örgütün tedarikçileri ile bir ortaklık vasıtasıyla işbirliğine girmesidir.
• Tedarik zincirindeki bütün firmalarla olabileceği gibi son kullanıcıya eriştiren distribütörlerle de yapılabilmektedir.
• Firmanın diğer örgütlerle olan ağını güçlendirmeyi amaçlar ve ittifak dahilindeki işletmeler birbirleri için özel ihtimal göstermeleri noktasında anlaşırlar.

KARŞILIKLI BAĞIMLILIK İTTİFAKI:
 • Birbirlerinin girdi ve çıktılarını kullanan örgütler arasında yapılan ittifaklardır.
 • Ara ürünlerde yapılabilecek olan işbirliği sayesinde firmanın ilişki  çerisindeki örgüt ağı güçlenebilir.
 • Çeşitlenmiş ürün ve hizmet üreten örgütlerde görülebilmektedir.

Büyüme, Birleşme ve Satın Almalar
YATAY BÜTÜNLEŞME
 • Bir örgütün içinde bulunduğu piyasada rekabet ettiği şirketleri satın alması veya şirket evliliği yaparak birleşmeleri bu kapsamda değerlendirilir. Aynı kaynağa olan talep artık bir çatı altından yapılacak ve kaynak kontrolünde daha güçlü bir pozisyona ulaşılabilecektir.
 DİKEY BÜTÜNLEŞME
 • Tedarik zincirindeki bir şirketi satın almak ya da birleşerek zincirin halkalarında kontrolün arttırılmasıdır. Eğer satın alınan şirket tedarikçi ise «Geriye doğru dikey bütünleşme», distribütör ya da pazara sunan satış şirketi ise «İleriye doğru dikey bütünleşme» olarak adlandırılmaktadır.

Politik Faaliyetleriyle Örgüt-Çevre İlişkisi
• Bu kuram bağlamında bir örgüt, piyasayı düzenleyici kurumlarla teması ve bilgi değiş tokuşu ile piyasa şartlarında örgüt açısından iyileştirmeler yapmaya çalışmaktadır.
 • Düzenleyici devlet kurumlarına da rakip işletmelerin faaliyetlerini kısıtlayıcı  düzenleme fikirleriyle veya devlet kurumlarıyla yakın irtibatta bulunarak lobi  faaliyetleri güdebilmektedirler.
 • Ancak bu tarz politik durumlar ekonomik çıkarlara ve kaynaklara ulaşmayı kolaylaştırdığı için etik unsurların öne çıktığı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin devlet ihaleleri gibi büyük çaptaki inşaat vb. projelerde rekabetçi tekliflerin verilmesi azami derecede önemlidir. Aksi takdirde yapılan icraatlar spekülasyonlara ve tartışmalara açık duruma gelmektedir.
• Bir diğer nokta ise, şirket paydaşlarının politik güçleri ile yönetimde yapacakları değişim de şirket stratejisinde dolayısıyla kaynaklara olan bağımlılıkta farklılıklar oluşturacaktır.
 • Meslek örgütlerine, derneklere ve federasyonlara üyelik gibi iş ağındaki belli kurum ve kuruluşlarla yakınlaşmalar da bu kapsamda değerlendirebilir.


 • Piyasada faaliyetlerine devam eden şirketlerin yönetim kurullarındaki bazı isimlerin başka şirketlerde hisse sahibi olması veya yine yönetim kurullarında yer alması (çapraz üyelik) örgütler arası ilişkilerde belirleyici olabilmekte ve piyasada kaynak kontrolü ve bağımlılığı noktasında düşünülmektedir.